Mayıs Ayı İhracat Rakamları Yükseldi

Türkiye’nin Mayıs ayı ihracatı, geçen yılın aynı dönemine göre, yüzde 25 artışla, 9 milyar dolar oldu.

Yılın ilk 5 ayında ihracat geliri ise, 44 milyar dolar olarak gerçekleşti.

Mayıs ayına ilişkin ihracat rakamları, Türkiye İhracatçılar Meclisi Başkanı Mehmet Büyükekşi tarafından Osmaniye’de açıklandı.

Türkiye’nin Mayıs ayı ihracatı, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 24,89 artışla 9 milyar 69 milyon dolar olarak gerçekleşti.

Bu yılın ilk 5 ayında ihracat, yüzde 23,42 artış gösterdi ve 44 milyar 153 milyon dolar oldu.

Yıllık ihracat, 105 milyar 460 milyon dolar olarak gerçekleşti.

Mayıs ayında otomotiv, demir-çelik ve hazır giyim, en fazla ihracat yapan sektörler oldu.

Büyükekşi şöyle konuştu:

"Öncelikle bizi derinden üzen Hatay’daki terör ve Akdeniz’de insani yardım gönüllülerine yönelik saldırılarda hayatı kaybeden insanlara rahmet, yakınlarına baş sağlığı dileyerek başlamak istiyorum.

Uluslararası sularda, ilaç, giysi, kırtasiye, çimento, demir, jeneratör gibi insan yaşamı için gerekli olan en temel malzemeleri taşıyan silahsız insanlara saldırı düzenlendi. Barış gönüllüsü masum insanların bir kısmı hayatlarını kaybetti. Büyük bir dram yaşandı.

Değerli konuklar insanlık bu olay dolayısı ile bir kez daha bir sınavdan geçecek. Bu sınav insanlık kavramının  teröre karşı mücadelesini belirleyecek niteliktedir.

AB, ABD ve dünyanın geri kalan kısmı alçakça bir devlet terörü olduğu çok açık olan bu saldırı karşısında gerçek bir tavır alamadığı sürece dünyada adalet duygusunun yerleşmesi, bireysel ve örgütlü terörün önlenmesi mümkün değildir.

Kimsenin gerçek bir güvenlik ve esenlik duygusu içinde olması mümkün değildir. Korkuyu dünyaya egemen kılmaya çalışanlar tekrar kazanmış olacak. Ancak uzun vadede İsrail, bizim gemimize el koyarak, insanlarımızı öldürerek, tüm dünyaya meydan okuyarak dünya milletlerinin bir üyesi olarak yaşamaya devam edeceğini düşünüyorsa büyük bir yanılgı içindedir. İnsanlığın vicdanı tüm kötülükleri yenecek güçtedir. İnsanlığın kırmızı çizgilerini aşanlar, insanlık tarihi boyunca hep kaybettiler.

Biz TİM olarak, Ortadoğu’nun barış ve refah bölgesi olmasını istiyoruz. Çatışmalardan ve nükleer silahlardan arındırılmış, her ulusun uluslar arası hukuk ile belirlenmiş sınırlar içinde barış içinde yaşamasını diliyoruz. Maalesef yaşananlar bu temennimizi boşa çıkarmaktadır.

Yaklaşık dört ay önce içinde bulunduğumuz tesisin açılışına katılmak için burada idik. O gün aramızda olan, ülkemizin çok önemli bir sanayi tesisinin açılışını gören ve sonra aramızdan ayrılan Hacı Şerif Tosyalı’yı rahmetle anarak başlamak istiyorum. Mekanı cennet olsun.

İnsanlar yaptıkları ile anılırlar ve sonsuzluğa intikal ederler.Biz Hacı Şerif Tosyalıyı, ülkeye kazandırdığı bu tesisler ve yetiştirdiği onurlu evlatlarının yapacağı daha nice hizmetle anacağız.

Osmaniye ilimiz 2009 yılında 7,2 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdi. Çok küçük bir rakam. Ama 2010’dan itibaren çok ciddi bir ihracat artışı bekliyoruz.Osmaniye ilimizin ihracat ile hızlı bir şekilde kalkınacağını düşünüyorum. Eğer ilimizin potansiyelini ortaya çıkarmak istiyorsak ihracatı sonuna kadar kullanalım.

Bugün bizi misafir eden çok kıymetli Fuat Tosyalı dostumuza da özel olarak teşekkür etmek istiyoruz. Burada kurduğu Tosçelik Yassı ve Yapısal Çelik Üretim Tesisi, Osmaniye için büyük öneme sahip. Gerek istihdam üretmede, gerekse de ihracata yönelik çalışmaları nedeniyle kendisi büyük takdiri hak ediyor. Fuat Tosyalı gibi vizyoner girişimcilerimiz çoğaldıkça, onlar kendi topraklarına yatırım yaptıkça Türkiye'nin sırtı yere gelmeyecektir.

Türkiye, kriz sonrasında dönemde dış ticaret konusunda oldukça aktif adımlar atmaya başladı. Dış ticaret ve ikili ilişkiler konusunda büyük potansiyele sahip ülkelere, çok yakından ilgi gösteriyoruz.

Yeniden tanımlanan Türkiye'nin dış politikası bize büyük bir güç veriyor. Tüm ülkelere gelecek perspektifinden yaklaşıyoruz. Türkiye artık dünyaya dar bir eksenden bakmıyor. Türkiye artık perspektifini geliştiriyor. Olayların gerisinde kalmıyor. Tam tersine gelişmelerin ve trendlerin bizzat baş aktörü konumuna yükseliyor. 
Şimdi bundan rahatsız olanlar bunu engellemeye çalışanlar elbette olacaktır. Gerçek Marifette tamda burada başlayacak.
Dış politikanın gerektirdiği incelik ve esneklik tamda bu noktada devreye girecektir. Hezeyana ve galeyana gelmeyen mutlak ölçüde konuya sakin, sağduyulu bir tavır geliştirmeliyiz. Biz her şeye rağmen başarılı olacağımızı umuyor ve bu son derce kritik konjonktürde hükümetimize ve sayın bakanımıza başarılar ve kolaylıklar diliyoruz.

Türkiye, Mayıs ayında stratejik önemde üç önemli atılım yaptı. Biz de TİM olarak bu gelişmelerin merkezinde yer aldık.

Bu gelişmeler, Rusya Devlet Başkanı Medvedev ve beraberinde heyetin Türkiye'yi ziyareti ile Başbakanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın önce Yunanistan'ı, ardından da Güney Amerika'ya düzenlediği ziyaretlerdi.

Bu üç ziyaret neden stratejikti?
Çünkü, Rusya 19,7 milyar dolar ile bizim en çok ithalat yaptığımız ülke. 3,3 milyar dolar yıllık ihracat ile de en fazla ihracat yaptığımız 6. pazarımız. 
Rusya ile 16,4 milyar dolarlık bir dış ticaret açığımız var. 
Rusya'ya özel önem veriyoruz. Çünkü bu dış ticaret açığını kapatma arzumuz var. Diğer taraftan da Rusya büyük bir pazar. Bunu değerlendirmemiz gerekiyor. 
Rusya ile vizeler kaldırıldı. Sadece vizelerin kalkması bile kritik bir gelişme.
Bu ziyaretin etkileri tüm dünyada yankılandı. Çünkü Türkiye'nin Rusya ile ilişkilerini çok üst boyuta taşıması oldukça önemseniyor. 

Türkiye ABD ile çok gelişmiş siyasi ve ekonomik ilişkiye sahip. 
AB yolunda olan Türkiye'nin dış ticaretinde büyük bir AB ağırlığı var. 
Hem AB hem de ABD ile yakın ilişkiler kurmuş Türkiye'nin Rusya ile de bu denli yakınlaşması tüm dünyanın gözünün Türkiye'ye kaymasına neden oluyor.

Peki biz neden Rusya'ya önem veriyoruz? 
Çünkü Rusya 150 milyona yaklaşan nüfusu ve 2 trilyon dolarlık büyüklüğe sahip ekonomisi ile büyük bir pazar. 
2023 İhracat Stratejimizi çizerken tüm sektörlerimiz istisnasız olarak Rusya'yı stratejik pazar statüsüne koydular. 
Medvedev ziyareti sırasında konulan 5 yılda 100 milyar dolar ticaret hedefi son derece tarihi bir hedeftir. Bu hedef hem üreticilerimiz hem de ihracatçılarımız için çok iyi bir gelişmedir.

Yine Mayıs ayı içinde Yunanistan'a tarihi bir ziyaret gerçekleştirdik. 
Yunanistan ziyareti ve imzalanan anlaşmalar, Türkiye’nin komşularıyla sorunlarını çözme konusunda ne kadar kararlı olduğunun bir göstergesi. Her iki ülkede dış güvenlik için çok ciddi kaynaklar ayırıyorlar. Hatta Yunanistan'ın girdiği kriz ortamında bu sık sık dile de getirildi.

Türkiye sırf Yunanistan dolayısıyla ayrı güvenlik mekanizmaları oluşturdu. Bu mekanizmaları devre dışarı bırakıp bu kaynağı eğitim ve AR&GE için kullansa Türkiye gerçek bir sıçrama yapar.

Aynı şekilde Yunanistan da benzer bir yöntem izlese, krizden çıkış sürecinde ciddi bir kaynağa kavuşmuş olur. Şunu unutmamız gerekiyor. Soğuk savaş döneminde pompalanan tarihi Düşmanlıkları tarihe gömmemiz gerekiyor. Bundan sonra dostluk kazanacak, ticaret kazanacak. Ticaret kazanacak ki halklarımızın refahına katkıda bulunalım.

Umarız Yunanistan tarafı Türkiye'nin şartsız ve koşulsuz uzattığı bu dostluk eline aynı sıcaklıkla cevap verir. Eğer bu gerçekleşirse bu gezi, iki ülke arasında yakın dönemde başlayacak daha ciddi ilişkilerin çok önemli bir habercisi olacak.

Geçtiğimiz hafta Sayın Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde Brezilya ve Şili’ye ticari bir heyet düzenledik. Ben de aylık ihracat açıklamamız için heyetten ayrılarak dün gece Türkiye’ye geldim. 
Bu ziyaretler,  Türkiye’den bu ülkelere Başbakan düzeyinde gerçekleştirilen ilk ziyaret olma özelliğini taşıyor. O yüzden de büyük öneme sahip.

Türk ihracatçısının az bildiği bu pazarlara giderken bize liderlik eden, Sayın Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan ve Sayın Bakanımız Zafer Çağlayan'a çok teşekkür ediyoruz.

İlişkilerimizi dünyanın dört bir yanında geliştirmeye çabası içerisindeyiz. O yüzden dış ticarette ilişkilerimizin zayıf olduğu ülkelere özel önem veriyoruz.

Brezilya ve Şili'nin de içinde bulunduğu Güney Amerika kıtasının Türkiye'nin ihracatından aldığı pay yüzde 0,9. İthalattan aldığı pay ise yüzde 1,2. 
Bu bölgeye ihracatımız hızlı bir şekilde artıyor. İlk 5 ayda ihracatımız Brezilya'ya yüzde 113, Şili'ye ise yüzde 215 artış gösterdi. Daha da artacağına inanıyoruz. Çünkü bu gezi, çok verimli ve pozitif sonuçları olan bir gezi oldu.

Türkiye ve Brezilya dünyanın yeni büyük oyuncuları. İki ülke de G-20 platformu üyesi. Brezilya ile birlikte Türkiye'nin arabuluculuğunda İran'ın zenginleştirilmiş uranyum takasını kabul etmesi tüm dünyada yankı buldu. Dolayısıyla dış siyaset alanında farklı işbirliklerine gidiyoruz.

Türkiye gelişen ülkelerle dış ticaretimizi geliştirmek için büyük çaba sarf ediyor. Aynı şekilde geçen hafta Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Kazakistan’a çok önemli sonuçların alındığı bir geziyi TUSKON’la beraber  organize ettik. Orta Asya hem kültürel hem de ticari ilişkilerimizin çok iyi olduğu bir bölge. 

Türkiye dış ticaret ve dış siyaset potansiyelini birleştirip geliştirerek dünyada daha saygın bir yere gelecektir.

Avrupa'daki gelişmeleri dikkatlice izliyoruz. Euro'nun dolar karşısında 1,20'lere kadar gerilemesi ve uzun süre bu seviyelerde kalma ihtimali ihracatçıları endişelendiriyor.

Euro'nun dolar karşısında gerilemesi ihracatı etkileyecek. Bunun 3 sonucu olacağını düşünüyoruz.

1. İhracat rakamımızı olumsuz etkileyecek,  
2. Avrupa ülkelerinde durgunluğa bağlı olarak ihracat miktarsal olarak gerileyebilecek. 
3. Girdi maliyetleri dolar olan, ama ihracatını Euro ile yapan firmalarımızın karlarında düşme olacak. Bu da veriml firmalara büyük zarar verecek. 
Euro'nun durumu artik sadece Avrupa için değil tüm dünya için tehdit oldu. Merkez Bankamızla beraber ihracatçının zarar görmemesi için hemen bir plan yapmalıyız. Euro'nun dolar karsısındaki değerinin kısa vadede gerileyemeye devam edeceği ihtimali konuşuluyor. Yunanistan'dan sonra İspanya'ya da sıçrayan sorunlar, Avrupa'nın kötü bir yaz geçireceğini gösteriyor.

Çok şükür ki, son 4 yılda ihracatımızı komsu ve çevre coğrafyalara yayarak, Avrupa'dan kaynaklanan kötü etkileri asgariye indirme imkânını bulduk. Yine de dolar cinsinden maliyetlerle Euro cinsinden ihracat yapan sektörlere destek anlamına gelebilecek adımların atılması gerekiyor.

Merkez Bankası'nın faizler konusundaki istikrarlı duruşuna devam etmesi son derece önemli. Bankaların, müşterilerine her aşamada döviz satışı için telkinde bulunmalarını ilgiyle gözlemliyoruz. Bankalar, piyasa gerçekleri doğrultusunda değil, kendi pozisyonları doğrultusunda müşterilerini yönlendirmekte.

Bizzat BDDK Başkanı Sn. Bilgin'in, kriz sürecinde bazı bankaların kredi kullanan firmalara gereğinden fazla sert davrandığını ifade etmesi dikkat çekicidir. Artık, sadece bankalar değil banka haricindeki finans kurumlarının da reel sektöre kaynak sağlayan bir şekilde oyuna sokulması gerekmektedir. Hükümetimizin bu konuda önemli adımlar atmakta olduğunu müşahede ediyoruz. Reel sektör, sadece bankaların eline bırakılamayacak kadar hayatidir.

Sanayi rakamları ile kapasite kullanım oranları  ve nihayetinde ihracat rakamları, Türkiye ekonomisinin toparlanmakta olduğunu gösteriyor.

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü OECD de bunu teyit ediyor. OECD’nin Türkiye’nin büyüme oranları için yaptığı tahmin 2010 için %6.8, 2011 için %4.5 oldu.

OECD, Türkiye'nin rekabet gücünü ve ihracattaki yükselişini sürdürebilmesi halinde, her iki yılda da büyüme oranlarının daha da artabileceğinin altını çizdi. Dolayısıyla Türkiye'nin kısa zamanda gösterdiği toparlanmanın ihracat sayesinde olduğu teyit ediliyor. Aslında yıllardır anlatmaya çalıştığımız gerçek, bu şekilde seslendirildi.

Euro'da yaşanan bu düşüşün henüz ihracat rakamlarına bir yansıması olmadı. AB ülkelerine gerçekleştirdiğimiz ihracat başarılı bir şekilde artmaya devam ediyor.

Yılın ilk 5 ayında en fazla ihracat yaptığımız 4 ülkede ciddi değişimler var. Almanya'ya ihracatımız yüzde 19, İtalya'ya yüzde 33, Fransa'ya yüzde 22, İngiltere'ye yüzde 37 arttı.

Yine diğer Avrupa ülkelerine yaptığımız ihracatta artışlar sürüyor. İspanya'ya ihracatımız yüzde 55, Romanya'ya yüzde 30, Hollanda'ya yüzde 20, Belçika'ya yüzde 21, Yunanistan'a yüzde 1, Bulgaristan'a yüzde 6, İsveç'e yüzde 41 artış gösterdi.

En fazla ihracat yaptığımız 30 ülkeden sadece ikisine ihracatımız geriledi. Bu ülkeler Mısır ve Cezayir.

Komşu ve çevre ülkelere ihracatımız artmaya devam ediyor. Tunus'a yüzde 82, Suudi Arabistan'a yüzde 61, İsrail'e yüzde 47, Suriye'ye yüzde 43, İran'a yüzde 42, Rusya'ya ihracatımız yüzde 33, Libya'ya yüzde 25, BAE'ye yüzde 22, Azerbaycan'a yüzde 16, Irak'a ihracatımız yüzde 2 arttı.

Uzak pazarlara yaptığımız ihracatta artıyor. ABD'ye ihracatımız yüzde 28, Çin'e yüzde 115, Singapur'a ihracat yüzde 397, Hindistan'a yüzde 22, Brezilya'ya yüzde 113, Şili'ye ise yüzde 215 artış gösterdi.

İhracatımız yüksek tempoda büyümeye devam ediyor. Mayıs ayında da gelenek bozulmadı. Aralık ayından bu yana çift haneli rakamlarda ihracat büyümesine imza atıyoruz. İhracatımızın temposunu farklı pazarlara yönelerek arttırıyoruz. Geleneksel pazarlarımızda daha fazla yer alarak tempomuza tempo katıyoruz. Zor dönemlerle karşılaşsak da bu zorlukların üstünden gelmeye devam edeceğiz.

Mayıs ayı ihracat sonuçlarını açıklamadan önce geçen ay kamuoyu ile paylaştığımız İhracatçı Eğilim Anketi ile ilgili değerlendirmelerimizi de paylaşmak istiyorum.

TİM olarak, Türkiye ihracatının gelişmesi, küresel pazarlarda tutunması ve sorunlarının çözülmesi için çalışıyoruz. Üyelerimizin nabzını tutmak için her üç ayda bir anketler düzenlemekteyiz.

Türkiye ihracatının % 62’sini gerçekleştiren ilk 1000 firma ve Birliklerin Yönetim Kurulu üyelerine ait firmaların katılımıyla 2010 - I. Çeyrek İhracatçı Eğilim Araştırması düzenledik. Anket çalışması kapsamında ihracatçı firmalara üretim, maliyet, karlılık, stok durumu, enerji kullanımı, finansman talebi, yatırım, pazara giriş, krizin etkileri, kur riskine yönelik alınan önlemler, güncel sorunlar, kur beklentileri, istihdam gelişmeleri, hizmet alınan kurumların değerlendirilmesi başta olmak üzere ihracatla ilgili tüm konularda sorular ilettik. Anket çalışmamız istihdamla ilgili en hararetli tartışmaların olduğu dönemden önce başlamış ve sonuçları da bir ay sonra açıklanmıştır. Eğilim anketi araştırmasının temel amacı istihdam sonuçları değildir, istihdam 30 konudan sadece bir tanesidir.

Profesyonel bir şirket ile beraber web üzerinden yaptığımız anketimizin sonuçlarını, değerlendirme raporunu ve 24 sektörün çapraz tablolarını 17 Mayıs tarihinde basın toplantısı ile kamuoyuyla paylaştık. Aynı şekilde sonuçları web sitemizde yayımladık, ankete katılan firmalara ve ihracatçı birliklerimize gönderdik.

Anketimizin krizin etkileri ile ilgili sorusuna firmaların % 35,5’i “personel sayımızı azalttık” cevabını verdi. Bu da 2009 yılı istihdam gelişmeleri ile uyumludur. “2010 yılı ilk çeyreğinde yeni istihdam yaptınız mı” sorusuna firmaların % 50’si evet cevabını verdi, yeni istihdam sayısı olarak ta ortalama 10 sayısı verildi.  Aynı şekilde firmalarımıza yılın ikinci çeyreğinde istihdam yapmayı düşünüyor musunuz sorusu soruldu ve firmaların % 25’i evet cevabını verdi, yılın geri kalanında yeni istihdam sayısı olarak ta ortalama 20 sayısı verildi. Ankete katılan firmalar için de 100 kişi çalıştıran firmalarda da var, 6.500 kişi çalıştıran firmalar da var.

Türkiye ekonomisi 200-2008 döneminde, ihracatın motor görevi gördüğü bir ortamda yüksek büyümeyi ve kayıtlı istihdamda yüksek artışları yakalarken aynı zamanda  sanayi üretiminde, kapasite kullanımında, kişi başı gelirde, tüketici güveninde tarihi değerleri yakaladı, rekorlar kırdı. 2009 yılındaki krizde ihracatın düşüşüne paralel olarak ta tüm verilerde gerileme kaydetti. 2010 yılı başında başlayan ve ilk dört ayda % 24 olarak gerçekleşen ihracat artışı ile sanayi üretiminde, kapasite kullanımında, istihdamda, tüketici güveninde ciddi iyileşmeler başladı.

TÜİK tarafından açıklanan Şubat ayı istihdam verilerindeki gelişmeler de bizi teyit etti.

İhracatçılar olarak gerek yurt içinde gerek yurtdışında pazarın içindeyiz. Yurtdışında Yunanistan’da, Kazakistan’da, Brezilya ve Şili’de idik. Yurt için her gün ihracatçılarla beraberiz. Her ay bir şehirde ihracat sonuçlarını açıklayıp o şehirlerin nabzını tutarak gece gündüz çalışıyoruz. Onun için Osmaniye’deyiz. Osmaniye’de üretimin ve ihracatın merkezi Tosçelik’teyiz. Bakın bu firma 1900 kişi ile bu yılın başında üretime başladı. Şu anda 2300 kişi istihdam ederek üretim yapıyor. Ek yatırımları bitince yıl sonunda 1500 kişiyi daha istihdam etmeyi planlıyor. Üç aylık anket 1 sefere mahsus bir şey değil. Her üç ayda yapılacak, bundan sonra da olacak, zaman bizi haklı çıkaracaktır.

Mayıs ayı ihracat rakamları
İhracatımız Mayıs ayında, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 24,89 artışla 9 milyar 69 milyon olarak gerçekleşti. 2010 yılının ilk beş ayındaki ihracatımız yüzde 23,42 artışla 44 milyar 153 milyon dolar olurken, son oniki aydaki ihracatımız ise 105 milyar 460 milyon dolar seviyesinde gerçekleşti.

Mayıs ayında en fazla ihracat yapan sektörümüz, 1 milyar 358 milyon dolar ile Otomotiv sektörümüz olurken, Demir Çelik 1 milyar 180 milyon dolar, Hazır Giyim ve Konfeksiyon sektörümüz ise 1 milyar 53 milyon dolar ihracat ile Otomotiv sektörümüzü takip etti.

Tarım sektörlerimiz Mayıs ayında 1 milyar 113 milyon dolar ihracatla toplam içinde yüzde 12,28 pay alırken, sanayi sektörlerimizin payı 7 milyar 614 milyon dolar ihracat ile yüzde 83,96, madencilik ürünlerinin payı ise 341 milyon dolar ile yüzde 3,76 oldu.

Mayıs ayında en fazla ihracat artışını yüzde 88,6 ile Madencilik sektörümüz, yüzde 53 ile Fındık ve Mamulleri sektörümüz ve yüzde 51,12 ile Gemi ve Yat sektörlerimiz yakaladı